Seçimler ve ekonomi- 1: 

Özetlemek gerekirse, seçim sonuçları nasıl olursa olsun oldukça fazla bilinmeyenin olduğu bir denklemle karşı karşıyayız. Son yıllarda Türkiye ekonomisinin yapısal sorunları ile yüzleşmek yerine krizden kaçınmak için el yordamıyla yapılan müdahaleler işi iyice içinden çıkılmaz bir hale getirmiş durumda.  Ancak şurası açık ki kısa vadede ekonominin faiz-döviz kıskacından kolaylıkla çıkması mümkün görünmüyor. Kısa vadede istikrarı sağlamak ve enflasyonu düşürmek üzere yüksek faiz oranlarına geçilmesi mucizevi sonuçlar getirmeyeceği gibi birtakım riskler de barındırıyor.

Deprem, devlet, sermaye — 2

Türkiye kapitalizminin piyasacı mantığı, bizi getirebileceği yere getirdi. Rant ve kâr maksimizasyonu ile sonuç bu. Artık köhnemiş, eskimiş, vakti dolmuş piyasacı ekonomik düşünceleri bir kenara bırakmak gerekiyor. Her şeyi piyasaya, kamusal olarak sağlanması gerekenleri de “hayırsever”lerin insafına bırakmakla gelebildiğimiz yer ancak burası. Liyakatin ve uzmanlığın göz ardı edilmiş olması, siyasi sistemin aşırı merkezi hale getirilmiş olması, içinde bulunduğumuz durumun ardında yatan çok önemli nedenlerdir. Ancak sermayenin doğasını ve kamusalın yavaş yavaş ve inatla ortadan kaldırılmasını gündem yapmadığımız sürece sadece bu nedenlere odaklanarak Türkiye’nin politik ekonomisini anlayabileceğimizi düşünmüyorum

“Türkiye modeli” ile nereye kadar? Büyüme verileri üzerine birkaç gözlem

Ekonomideki durgunluk eğiliminin devam etmesi ilk risk olarak karşımıza çıkıyor. Döviz kurunun baskılanıyor olması, içeride enflasyonu yavaşlatıcı bir etki sağlasa da ihracatçılar açısından işleri zorlaştırdığı görülüyor. Kurun baskılanması her ne kadar enflasyonu bir miktar kontrol altına alıp yatırımların devam etmesini sağlıyor olsa da aynı zamanda döviz ihtiyacını yükselterek kırılganlığı artırıyor. İkinci olasılık ise döviz kurunun baskılanması enflasyonu yavaşlatıcı bir etki sağlasa da ihracatçılar açısından işleri zorlaştırdığı için bir noktada kurun yukarı gitmesine izin vermek olacaktır. Bu ise yeni bir kur şoku ve ardından yeniden hızlanan enflasyon olarak yansıyacaktır.

ABD’de enflasyon ve Fed’in faiz artırımları- II

Tüm bu riskler karşısında Fed’in faiz artışlarına ne kadar devam edebileceği tartışmalı. Nitekim geçtiğimiz hafta yapılan açıklamalarda Fed her ne kadar faiz artışlarına devam edeceğini açıklasa da son toplantı tutanaklarına göre faiz artışlarının hızını yavaşlatmayı gündeme almış durumda. Yine de önümüzdeki dönem dünya ekonomisi için halen oldukça tehlikeli bir görünüm sunmaya devam ediyor. 

“Türkiye modeli:” Esas mesele

Halbuki uygulanan politikalar genel olarak sermaye kesimini, özelde bu kesimin içerisinde iktidara yakın olanlarla inşaat odaklı olanları açıkça desteklerken, emeği ucuzlatarak ve genel olarak halk kitlelerinin alım gücünü düşürerek Türkiye ekonomisinin içine sürüklendiği yapısal krizin yükünü kimin çekeceğini belirliyor. 

Faiz-döviz meselesi 3: “Sermayeler arası savaş” mı?  Ya da niyet neydi akıbet ne olacak?

Türkiye ekonomisinin dış sermaye girişlerine bağımlı, borç artışına dayanan, inşaat odaklı büyüme modeli, 2013 sonrasında bir faiz-döviz kıskacına girmeye başladı. Bu modelin ortaya çıkardığı kırılganlıklar ülkeyi 2018’de bir döviz krizine sürüklediğinde döviz kurlarındaki artış ancak faizleri sert bir biçimde yükselterek kontrol altına alınabildi. 2019’un ortasından itibaren ise Merkez Bankası faizleri indirmeye başlayıp borç artışına dayanan … Continue reading Faiz-döviz meselesi 3: “Sermayeler arası savaş” mı?  Ya da niyet neydi akıbet ne olacak?

Faiz-döviz meselesi 2: Düşük faiz-yüksek kur işe yarar mı?

İlk bölümde kaba hatlarıyla özetlediğim gibi, 2014’ten itibaren çeşitli defalar kredi genişlemesine dayalı büyüme müdahaleleri devreye sokuldu. Bu müdahaleler her seferinde TL’nin daha fazla değer kaybetmesine ve enflasyonun artmasına yol açmış olsa da iktidar 2021’de tercihini yeniden faizleri indirmek yönünde kullandı. Her ne kadar ortada tutarlı bir ekonomi programı görünmese de düşük faizle belli alanlarda … Continue reading Faiz-döviz meselesi 2: Düşük faiz-yüksek kur işe yarar mı?

Faiz-döviz meselesi – 1: Çıkan kısmın özeti

2003-2008 Düşen faizler, değerlenen TL  AKP, iktidarının ilk yıllarında Kemal Derviş’ten miras kalan IMF programını devam ettirirken olumlu küresel likidite şartları da Türkiye ve benzeri ülkelere yönelik dış sermaye girişlerinin canlanmasına yol açmıştı. 2002’den 2008 küresel finansal krizine kadar olan dönemde yüksek seviyelerde gerçekleşen dış sermaye girişleri, Türk lirasının değer kazanmasına yol açmakta, bu da … Continue reading Faiz-döviz meselesi – 1: Çıkan kısmın özeti

Yapısal kriz ve gidişat

(Yeni Ülke dergisinin Temmuz 2021 sayısında yayınlanan yazı) Türkiye ekonomisi, 2018’in yaz aylarında yaşanan döviz krizi sonrasında giderek daha istikrarsız ve kırılgan bir görünüm kazandı. Krizin ardından 2018’in son çeyreği ile 2019’un ilk yarısında küçülen ekonomi, 2019’un ikinci yarısında yavaş yavaş da olsa toparlanmaya başlamışken 2020’de Covid-19 salgının ekonomik etkileriyle birlikte yüksek miktarda dış sermayenin … Continue reading Yapısal kriz ve gidişat

2020 döviz krizi savuşturuldu mu?

Mart başından itibaren hızla yükselen döviz kuru, Mayıs başında tarihi bir rekor kırarak 2018 döviz krizi esnasında ulaştığı zirvenin de üstüne çıktı. Wall Street Journal 12 Mayıs’ta yaptığı bir haberde Türkiye’nin yeni bir döviz krizinin eşiğinde bulunduğunu öne sürerken, IMF’ye başvurmakta isteksiz olan Türkiye’nin sermaye kontrollerini devreye sokabileceğine işaret ediyordu. (1) Bu sırada yurtdışındaki bazı … Continue reading 2020 döviz krizi savuşturuldu mu?

Corona günlerinde Türkiye ekonomisi üzerine birkaç not..

Covid-19 salgını Çin’de ortaya çıktığında büyük çoğunluk bunun dünyanın geri kalanına yayılıp neredeyse tüm dünya ekonomisini durma noktasına getireceğini beklemiyordu. Hatta Çin’in salgın yüzünden kaybedeceği ihracat piyasalarını Türkiyeli şirketlerin alabileceği ve bu salgının Türkiye ekonomisine yarayacağı beklentisi dile getirilmeye başlanmıştı. Petrol fiyatlarında yaşanan sert düşüşün de petrol ithalatçısı konumu nedeniyle yine Türkiye ekonomisine yarayacağının hesapları … Continue reading Corona günlerinde Türkiye ekonomisi üzerine birkaç not..

Corona günlerinde dünya ekonomisi ve finansal piyasalar

 2019’un sonlarında ABD'de finansal piyasalarda likidite sorunları baş gösterirken 2020’de dünya ekonomisinin yavaşlayacağı yönünde tahminler de ortaya çıkmıştı. Mart ayı başında Suudi Arabistan ile Rusya arasında petrol arzının düzenlenmesi konusunda ortaya çıkan anlaşmazlık sonucu Suudi Arabistan’ın petrol fiyatlarını sert bir biçimde aşağı çekmesi finansal piyasalarda yeni bir dalgalanmaya yol açtı. Petrol fiyatlarındaki bu sert düşüşün özellikle … Continue reading Corona günlerinde dünya ekonomisi ve finansal piyasalar

2019’da sermaye hareketleri

Merkez Bankası’nın bugün açıkladığı ödemeler dengesi istatistikleri ile 2019’da sermaye hareketlerinin nasıl seyrettiğini görme fırsatı buluyoruz. Öncelikle, 2002’den bu yana dış sermaye girişlerine baktığımızda, 2018’de yaşanan sert yavaşlama 2019’da bir nebze tersine dönmüş gözükse de 2010 sonrasındaki ortalama dış sermaye girişleri ile kıyaslandığında hayli düşük kalmış. 2018’de 14 milyar dolara kadar gerileyen toplam dış sermaye … Continue reading 2019’da sermaye hareketleri

Türkiye Ekonomisinin Yapısal Sorunları, Finansal Kırılganlıklar ve Kriz Dinamikleri

Mülkiye Dergisi'nin son sayısında (43(1): 111-137) yer alan "Türkiye Ekonomisinin Yapısal Sorunları, Finansal Kırılganlıklar ve Kriz Dinamikleri" başlıklı makaleyi okumak için: PDF Makalenin özeti: Türkiye ekonomisi 2018 ortalarında bir döviz krizi ile karşı karşıya kalmış, ekonomi yavaşlamaya, enflasyon hızla artmaya ve borç ödemelerinde yaşanan sorunlar yoğunlaşmaya başlamıştır. Bu makalede, yaşanan bu gelişmelerin, 2000'li yıllarda Türkiye … Continue reading Türkiye Ekonomisinin Yapısal Sorunları, Finansal Kırılganlıklar ve Kriz Dinamikleri

2000’li yıllarda yapısal dönüşüm ve emeğin durumu

Çalışma ve Toplum dergisinin son sayısında yer alan 2000'li yıllarda Türkiye ekonomisinde yaşanan yapısal dönüşümler bağlamında emeğin durumunu incelediğim makaleyi okumak için: http://calismatoplum.org/2000li-yillarda-yapisal-donusum-ve-emegin-durumu/ Makalenin özeti: Türkiye ekonomisi 2000’li yıllarda büyük bir yapısal dönüşüm yaşamış ve tarımın milli gelir ve istihdam içerisindeki payı hızlı bir biçimde düşmüştür. Bu süreçte proleterleşme artmış ve Türkiye giderek daha fazla bir … Continue reading 2000’li yıllarda yapısal dönüşüm ve emeğin durumu

Neyin krizi?

Türkiye’nin Mayıs 2018’de başlayan döviz krizi geçtiğimiz haftadan itibaren derinleşmeye başlarken krize dair iki yaygın anlayış ortaya çıktı. Bunlardan birisi krizi ‘dış mihrakların Türkiye’ye saldırısı’ olarak görürken, diğeri de sorunu ‘cumhurbaşkanlığı rejimi’ adı verilen yeni sisteme geçmeye bağlayarak ‘dolar çıktı çünkü demokrasi çöktü’ görüşünü ileri sürüyor. Uluslararası ilişkilerde yaşanan gerginliklerin ve iç siyasetteki değişimlerin ekonomiye … Continue reading Neyin krizi?

Varoufakis’in altı ayı: Syriza’nın yenilgisi kaçınılmaz mıydı?

Yakın gelecekte Türkiye'yi yeni bir IMF programının beklediği ihtimali konuşulmaya başlanmışken IMF'nin de içinde yer aldığı troikadan çok çeken Yunanistan'ın deneyimi ve Syriza'nın referandumda güçlü bir biçimde reddedilmesine rağmen uluslararası finansal sermayenin dayattığı politikaları kabul edişi üzerine Varoufakis'in anılarından yola çıkarak bir şeyler karaladım. Şuradan okuyabilirsiniz: 'Kadife eldiven, demir yumruk'  

Krizi anlamak için notlar (5): Uluslararası yatırım pozisyonu

Merkez Bankası’nın faizleri yükseltmesi ve hükümetin Londra’da uluslararası finansal yatırımcılara verdiği içeriğini tam olarak bilmediğimiz sözler sonrası TL’nin diğer para birimlerine karşı kontrolsüz olarak değer kaybetmesi süreci en azından şimdilik yavaşlamışa benziyor. Ancak son bir ayda yaşanan gelişmeler, hemen hemen tüm iktisatçıların Türkiye ekonomisinin ne kadar kırılgan bir yapıya sahip olduğunu anlamalarına yardımcı oldu ve … Continue reading Krizi anlamak için notlar (5): Uluslararası yatırım pozisyonu

Krizi anlamak için notlar (4): Yurtiçi borçluluk oranları

  2000’lerin başından itibaren Türkiye ekonomisinin dış sermaye girişlerine olan bağımlılığının nasıl arttığını bundan önceki notlarda göstermiştim. Bu dönem, aynı zamanda yurtiçinde de borçluluk oranlarının hızla arttığı ve Türkiye açısından daha önce görülmemiş seviyelere ulaştığı bir dönem olmuştur. Borçluluk artışının arkasında yatan temel nedenlerden birisi, özellikle 2008’ten itibaren oluşan küresel likidite bolluğu ortamında reel faizlerin … Continue reading Krizi anlamak için notlar (4): Yurtiçi borçluluk oranları

Krizi anlamak için notlar (3): Dış borç

2000’li yılların 1990’lı yıllardan en büyük farklarından birisi de özel sektörün daha önce görülmemiş biçimde dış borçluluğunu arttırması olmuştur. Bunun arkasında yatan ana neden, 2008 sonrası dünyadaki faiz oranlarının çok düşük seviyelere gelmesi ve Türkiye’deki işletmelerin de bu ucuz faizden yararlanma istekleridir. 2017 sonu itibariyle Türkiye’nin toplam dış borcu 450 milyar doları geçmiştir. Kurdaki kaybı … Continue reading Krizi anlamak için notlar (3): Dış borç

Krizi anlamak için notlar (2): Cari açık

  Türkiye’nin dış sermaye hareketlerine bağımlılığını anlamak için cari açık istatistiklerine bakmak yeterli olacaktır. Cari açık oranları, bir ekonominin dış sermaye hareketlerine karşı kırılganlığının en doğrudan göstergelerinden birisidir. Türkiye ekonomisi uzun yıllardır kronik olarak cari açık veren bir ekonomi olmakla beraber cari açığın boyutları 2002’den itibaren hızla artmıştır. Türkiye’nin cari işlemler hesabı yalnızca kriz yılları … Continue reading Krizi anlamak için notlar (2): Cari açık

Krizi anlamak için notlar (1): Büyük resim

TL’nin diğer para birimleri karşısında değer kaybı hızla sürerken ne olup bittiğini soranların sayısı da artıyor. Birkaç yazıda ne olup bittiğini elimden geldiğince açık bir biçimde anlatmaya çalışayım. Mayıs 2018’in başından itibaren döviz piyasalarında oluşan istikrarsızlık, 2000’lerin başından bu yana devrede olan ve 2009’u takip eden yıllarda en iyi günlerini yaşayan dış sermayeye bağımlı, borç … Continue reading Krizi anlamak için notlar (1): Büyük resim