Neyin krizi?

Türkiye’nin Mayıs 2018’de başlayan döviz krizi geçtiğimiz haftadan itibaren derinleşmeye başlarken krize dair iki yaygın anlayış ortaya çıktı. Bunlardan birisi krizi ‘dış mihrakların Türkiye’ye saldırısı’ olarak görürken, diğeri de sorunu ‘cumhurbaşkanlığı rejimi’ adı verilen yeni sisteme geçmeye bağlayarak ‘dolar çıktı çünkü demokrasi çöktü’ görüşünü ileri sürüyor. Uluslararası ilişkilerde yaşanan gerginliklerin ve iç siyasetteki değişimlerin ekonomiye … Continue reading Neyin krizi?

Varoufakis’in altı ayı: Syriza’nın yenilgisi kaçınılmaz mıydı?

Yakın gelecekte Türkiye'yi yeni bir IMF programının beklediği ihtimali konuşulmaya başlanmışken IMF'nin de içinde yer aldığı troikadan çok çeken Yunanistan'ın deneyimi ve Syriza'nın referandumda güçlü bir biçimde reddedilmesine rağmen uluslararası finansal sermayenin dayattığı politikaları kabul edişi üzerine Varoufakis'in anılarından yola çıkarak bir şeyler karaladım. Şuradan okuyabilirsiniz: 'Kadife eldiven, demir yumruk'  

Krizi anlamak için notlar (5): Uluslararası yatırım pozisyonu

Merkez Bankası’nın faizleri yükseltmesi ve hükümetin Londra’da uluslararası finansal yatırımcılara verdiği içeriğini tam olarak bilmediğimiz sözler sonrası TL’nin diğer para birimlerine karşı kontrolsüz olarak değer kaybetmesi süreci en azından şimdilik yavaşlamışa benziyor. Ancak son bir ayda yaşanan gelişmeler, hemen hemen tüm iktisatçıların Türkiye ekonomisinin ne kadar kırılgan bir yapıya sahip olduğunu anlamalarına yardımcı oldu ve … Continue reading Krizi anlamak için notlar (5): Uluslararası yatırım pozisyonu

Krizi anlamak için notlar (4): Yurtiçi borçluluk oranları

  2000’lerin başından itibaren Türkiye ekonomisinin dış sermaye girişlerine olan bağımlılığının nasıl arttığını bundan önceki notlarda göstermiştim. Bu dönem, aynı zamanda yurtiçinde de borçluluk oranlarının hızla arttığı ve Türkiye açısından daha önce görülmemiş seviyelere ulaştığı bir dönem olmuştur. Borçluluk artışının arkasında yatan temel nedenlerden birisi, özellikle 2008’ten itibaren oluşan küresel likidite bolluğu ortamında reel faizlerin … Continue reading Krizi anlamak için notlar (4): Yurtiçi borçluluk oranları

Krizi anlamak için notlar (3): Dış borç

2000’li yılların 1990’lı yıllardan en büyük farklarından birisi de özel sektörün daha önce görülmemiş biçimde dış borçluluğunu arttırması olmuştur. Bunun arkasında yatan ana neden, 2008 sonrası dünyadaki faiz oranlarının çok düşük seviyelere gelmesi ve Türkiye’deki işletmelerin de bu ucuz faizden yararlanma istekleridir. 2017 sonu itibariyle Türkiye’nin toplam dış borcu 450 milyar doları geçmiştir. Kurdaki kaybı … Continue reading Krizi anlamak için notlar (3): Dış borç

Krizi anlamak için notlar (2): Cari açık

  Türkiye’nin dış sermaye hareketlerine bağımlılığını anlamak için cari açık istatistiklerine bakmak yeterli olacaktır. Cari açık oranları, bir ekonominin dış sermaye hareketlerine karşı kırılganlığının en doğrudan göstergelerinden birisidir. Türkiye ekonomisi uzun yıllardır kronik olarak cari açık veren bir ekonomi olmakla beraber cari açığın boyutları 2002’den itibaren hızla artmıştır. Türkiye’nin cari işlemler hesabı yalnızca kriz yılları … Continue reading Krizi anlamak için notlar (2): Cari açık

Krizi anlamak için notlar (1): Büyük resim

TL’nin diğer para birimleri karşısında değer kaybı hızla sürerken ne olup bittiğini soranların sayısı da artıyor. Birkaç yazıda ne olup bittiğini elimden geldiğince açık bir biçimde anlatmaya çalışayım. Mayıs 2018’in başından itibaren döviz piyasalarında oluşan istikrarsızlık, 2000’lerin başından bu yana devrede olan ve 2009’u takip eden yıllarda en iyi günlerini yaşayan dış sermayeye bağımlı, borç … Continue reading Krizi anlamak için notlar (1): Büyük resim