Chávez’den Maduro’ya: 21. Yüzyıl Sosyalizminin Yükselişi ve Çöküşü (2)

Başlangıçta anti-neoliberal bir kalkınma alternatifi olarak sunulan Bolivarcı deneyim, Chávez döneminde yoksulluk ve eşitsizlikle mücadelede oldukça önemli kazanımlar elde edip 21. yüzyıl sosyalizmini kurmayı hedeflemişken 2014 sonrasında bu kazanımların büyük bölümü sürdürülemedi. Üretim ilişkilerini dönüştürmede, gıda egemenliğini sağlamada ve petrol dışı bir kalkınma patikası inşa etmede oldukça yetersiz kalındı. Çin ile yapılan yatırım anlaşmalarıyla çeşitli alanlarda ithal ikamesi hedeflense de bu girişimler sınırlı sonuçlar üretti. Chávez döneminden itibaren ortaya çıkan ve Bolivarcı söylemle birlikte petrol rantına erişim ve devletle kurulan ayrıcalıklı ilişkiler üzerinden servet biriktiren yeni bir kesim için kullanılan boliburguesía (boli-burjuvazi) kavramı, bu süreçte devrimci projenin içeriden aşınmasının somut göstergelerinden birine dönüştü.

Chávez’den Maduro’ya: 21. Yüzyıl Sosyalizminin Yükselişi ve Çöküşü (1)

Tüm bu politikalar, özellikle 2003–2008 arasındaki yüksek petrol fiyatlarının sağladığı elverişli koşullarda, yoksulluk ve eşitsizlikte kayda değer iyileşmeler yarattı. Ancak ne ekonominin petrol gelirlerine olan yapısal bağımlılığı ne de tarım ve sanayideki dışa bağımlı üretim yapısı köklü biçimde dönüştürülebildi. Kamulaştırılan işletmelerde üretim artırılamadı, işçi kooperatiflerinin büyük kısmı başarısız oldu, işçi öz yönetimi denemeleri oldukça sınırlı kaldı. Chávez 2013’te hayatını kaybetmeden önce toplum da Chavista’larla muhalefet arasında bölünmüş, nüfusun önemli bir kısmıysa “ne Chávez ne muhalefet” pozisyonuyla kenara çekilmişti.